Anasayfa | Site Haritası | İletişim
Bölgesel İnovasyon Stratejileri
 
Bölgesel inovasyon sistemlerini ele almadan önce, inovasyonda sistem yaklaşımına kısaca değinmekte yarar var. İnovasyonda sistem yaklaşımı fikrinin kökeni, 1841 yılında ekonomist Friedrich List tarafından ortaya konan ‘Ulusal Politik Ekonomi Sistemi’ne dayanır. Ardından 1985 yılında Lundvall’ın çalışmasında “inovasyon sistemi” olarak ele alınan kavram 1987’de Japon ekonomisinin başarısını inceleyen ekonomist Christopher Freeman tarafından “ulusal inovasyon sistemi” olarak tanımlanmıştır. İnovasyon sistemi kavramı, bir ülkede inovasyonun, kamu kurumları, özel sektör kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları gibi farklı aktörlerin oluşturduğu ağyapı ve bunlar arasındaki ilişkiler ve etkileşim sayesinde gerçekleştiği gerçeğine dayanır.
 
Ulusal inovasyon sistemi, “yasalar, toplumsal kurallar, kültürel normlar, rutinler, alışkanlıklar, teknik standartlar gibi öğelerin oluşturduğu kurumsal bir yapıdır”; ve “ devlet ve özel sektör kuruluşları arasındaki finansal akışlar;...üniversiteler, firmalar ve devlet laboratuvarları arasındaki insan akışları; devlet kuruluşlarından inovasyon organizasyonlarına doğru yönelen regülasyon akışları, ve kurumlar arasındaki bilgi akışları” nedeniyle dinamik bir nitelik taşır. Bir ülkenin inovasyon sisteminin ana çevçevesi Şekil 2’de; Türkiye ulusal inovasyon sisteminin ana aktörleri Şekil 3’de gösterilmektedir.
 
Ulusal İnovasyon Sistemi: Ana aktörler ve akışlar
 
Başlangıçta ulusal düzeyde tanımlanmış olan inovasyon sistemi kavramı, sonraları bölgesel, sektörel ve yerel düzeye de uyarlanmıştır.Bölgesel düzeyde ele alındığında, işletmeler, üniversiteler ve eğitim kurumları, araştırma kuruluşları, kamu kurumları, finansman kuruluşları, aracı kuruluşlar (inovasyon ve iş destek merkezleri, teknoloji transfer ofisleri, vb.), sivil toplum kuruluşları, inovasyon ve teknoloji altyapısını destekleyen kuruluşlar (teknoparklar, kuluçka merkezleri, vb.) gibi çok çeşitli aktörün ve bunlar arasındaki etkileşimin oluşturduğu bir ortamdır. Ulusal inovasyon sisteminde olduğu gibi, bölgesel inovasyon sisteminin diğer öğelerini kültürel normlar, alışkanlıklar, toplumsal kurallar, tarih gibi faktörler oluşturur.
 
Bölgesel inovasyon sisteminin ana bileşenleri
Bölgesel inovasyon sistemi, kendisini oluşturan aktörler (bölgedeki işletmeler, kamu kurumları, finansman sağlayıcılar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, araştırma kuruluşları ve diğer ilişkili kuruluşlar) arasındaki işbirlikleriyle hayat bulur. Bir bölgesel inovasyon sisteminin etkinliği, bu aktörler arasındaki ilişkilerin kalitesi ve yoğunluğuna bağlıdır.
 
OECD, hem küresel ekonomik büyümenin hem de toplumsal yakınlaşma ve uyumun bölgelerin rekabet gücünün artmasına bağlı olduğunu vurgular. İnovasyonu ve yatırımı tetikleyen karşılaştırmalı üstünlüklerin ulusal olduğu kadar bölgesel bir özellik olduğunun altını çizer. Bölgelerin küresel pazarda rekabet etmek için kendi varlıklarından, becerilerinden ve fikirlerinden yararlanmaları ve kullanılmayan potansiyellerini geliştirmeleri şarttır.
 
Diğer yandan ulusal inovasyon sisteminin ekonomik ve toplumsal gelişme hedefine hizmet edebilmesi de bölgesel inovasyon sistemlerine işlerlik kazandırılmasını gerektirir. Bölgesel dengesizliklerin ortadan kaldırılması ve bölgesel kalkınmanın sağlanabilmesi, bölgelerin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre şekillenmiş inovasyon sistemlerinin, yönetim biçimlerinin, politikalarının ve politika uygulama araçlarının geliştirilmesiyle mümkündür. Benzer şekilde, sektörel özellikler ve sektörlere özel tehditler veya fırsatlar, farklı sektörler için farklı inovasyon stratejilerinin uygulanmasını gerektirdiğinden, inovasyon sisteminde ve politikalarında sektörel boyut da dikkate alınmalıdır.
 
Ulusal inovasyon sisteminde olduğu gibi, bölgesel ve sektörel inovasyon sistemlerinin de başarıyla işlemesi ve politikaların etkin bir şekilde belirlenip uygulanması için üç ana aktörün, kamu, özel sektör ve üniversitenin yoğun işbirliği şarttır. Üçlü sarmal olarak adlandırılan bu işbirliği yaklaşımında, üniversiteler bölgedeki işletmelerin ihtiyaçları doğrultusunda insan gücü yetiştirir; Ar-Ge faaliyetlerini bölgedeki işletmelerle işbirliği halinde yürütür; araştırma sonuçlarını bölgedeki farklı mekanizmalardan yararlanarak (firmalara transfer ederek, kuluçka merkezlerinde yeni şirketler kurarak, vb.) ticarileştirir.
 
Bölge işletmeleri yeni bilginin üretilmesine, yayılmasına, inovasyon için kullanılmasına ve işbirliğine önem verirler. Kamu kurumları, işletmelerin inovasyon faaliyetlerini destekleyen, üniversitelerin özel sektörle işbirliği halinde çalışmasına olanak sağlayan, inovasyona dayalı yeni şirketlerin kurulmasını teşvik eden bir ortamın oluşturulması için çalışırlar. Bölgedeki işletmelerin ihtiyacına uygun araştırma, teknoloji geliştirme ve inovasyonu destek mekanizmaları tasarlanır ve uygulanır. Bu işbirliğinin bir gereği olarak, bölgesel ve yerel düzeyde de kamu satın alımlarıyla işletmelerin inovasyon faaliyetleri ve üniversite ve araştırma merkezleriyle işbirlikleri teşvik edilir.
 
Bölgesel inovasyon sistemleri kavramında hareketle yapılan ve bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalar incelendiğinde, Avrupa Birliği’nin bu alanda önemli girişimler başlattığı ve uyguladığı görülür. Özellikle 1990’ların ortalarından itibaren geliştirilen ve uygulamaya konan bölgesel inovasyon stratejileri, Avrupa Birliği’ndeki ulusal inovasyon sistemlerinin Amerika Birleşik Devletleri’yle rekabet edecek düzeyde inovasyon üretemedikleri gerçeğine dayanır.
 
Aynı dönemde, Michael Porter, Amerika’nın inovasyonla gelen rekabet avantajının kümelenmeler temeline oturan bölgesel ve yerel inovasyon sistemlerinden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Porter, kümeyi belli bir alanda birbiriyle bağlantılı şirketler ve kurumların oluşturduğu coğrafi yoğunluk olarak tanımlar. Küme, birbiriyle bağlantılı sanayileri ve rekabet için gerekli diğer kuruluşları kapsar. Örneğin, parça, makine ve hizmet gibi belli alanlarda uzmanlaşmış girdi tedarikçilerini ve yine alanında uzmanlaşmış altyapı sağlayıcılarını içerir. Genellikle, birbirlerini tamamlayan ürünlerin üreticileri, müşterileri ve dağıtım kanallarından beceri, teknoloji ve ortak girdi bakımından ilişkili sanayilerde faaliyet gösteren şirketlere kadar uzar. Ayrıca kümelerin çoğu, uzmanlaşmış eğitim, öğrenim, enformasyon, araştırma ve teknik destek gibi hizmetler sağlayan devlet kurumlarını; üniversiteler, standart belirleyici kuruluşlar, düşünce kuruluşları, mesleki eğitim sağlayıcı kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları gibi farklı yapıları da bünyesinde barındırır.
 
Bölgesel İnovasyon Stratejileri
Bölgesel inovasyon stratejileri, bölgeye özel şartların dikkate alınmasıyla bölgenin inovasyon potensiyelini harekete geçirmek ve buna bağlı rekabet gücünü artırmak için izlenecek yolu ortaya koyar. Bu stratejilerin güttüğü ana amaçları dört başlık altında toplamak mümkündür:
 
1.      Bölgesel yönetimlerin politika gündemlerinde önceliği inovasyona vermelerini ve bölgelerde inovasyon kültürünün geliştirilmesini sağlamak,
2.      Özel sektörün inovasyon faaliyetlerini artırmak,
3.      Araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinin iş dünyasının ihtiyaçlarına göre şekillenmesini ve inovasyon için gereken bilginin akışını sağlayacak kamu-üniversite-özel sektör işbirliklerini ve ağlarını geliştirmek,
4.      İnovasyon için ayrılan kısıtlı kamu ve özel sektör kaynaklarının daha etkin kullanımını ve daha büyük etki yaratmasını sağlamak.
 
Yukarıdaki bölümde de belirtildiği gibi, konuya Avrupa Birliği genelinde özel bir önem verilmektedir. Avrupa Komisyonu’nun desteğiyle 1994 yılından bu yana bölgesel inovasyon stratejisi (RIS) ve bölgesel inovasyon ve teknoloji transfer stratejileri ve altyapısı (RITTS) geliştirmiş olan bölge sayısı 150’nin üzerindedir. Türkiye’den Ocak 2008 itibariyle sadece Mersin ili için bölgesel inovasyon stratejisi geliştirilmiş olup, bu çalışma, Avrupa Komisyonu desteğiyle ve Komisyonu’nun metodolojisiyle gerçekleştirilmiştir. Bu metodolojide beş ana adım izlenmektedir:
 
  • Bölgesel diyoloğun başlatılması
  • Bölgesel inovasyon sisteminin ana aktörlerinin doğrudan dahil olmasıyla strateji geliştirme çalışmasının başlaması
  • Bölgesel inovasyon ihtiyaçlarının ve kapasitesinin analizi
  • İnovasyon konusunda yoğunlaşılacak öncelikli alanların tespiti
  • Eylem planlarının ve pilot projelerin geliştirilmesi.
 Kaynak: Bölgesel İnovasyon Merkezleri Raporu